İLK NEFES...

 Bir Çalı Süpürgesinin hayatı...


Bu isim bana ilk kez ortaokuldaki Türkçe öğretmenim, Durdu Mehmet hocam tarafından verildi.
Eskiden beri yazmayı severim. Durdu hoca sınavlarda hikâyeler verirdi; bir yerde keser ve devamını bize bırakırdı: “Hayal gücünüzü kullanın, sizce bu hikâye nasıl devam etmeli?” Sonra bana döner,  “Luna, lütfen hikâyenin devamına benzer bir ilerleme… Bu hikâyeyi de bildiğini biliyorum, hayal gücünü kullan” derdi.

Benim muzır gülüşümü hemen yakalar, bıyık altından gülerdi. Onu hep Çalıkuşu’ndaki Kâmran’ın yaşlı hâline benzetirdim. Gerçi o, Feride’sine kavuşmuş bir Kâmran’dı… Güzel bir ailesi, sevdiği eşi vardı. Hâlâ hayattasındır umarım, hocam.

Dağıtmadan devam edeyim… Bir gün hepimizin hayallerini sormuştu. Herkes bir şey söyledi: doktor olmak, polis olmak, hemşire olmak, anne olmak… Ben ise “Yazar olmak isterim,” demiştim.
-Bir gün bir kitap yazacağım.”  “Adını Çalı Süpürgesi koy o zaman,” dedi.

Güldük… Saçlarıma mı laf vurdu, dalga mı geçti hâlâ bilmiyorum. Ama hiç öyle düşünmedim, biliyor musunuz?

O yüzdendir; bir gün bir kitap yazarsam, bu hikâyeyi anlatacağım diye söz verdim kendime. Kırklara dayanmış biri olarak henüz bir kitap yazamadım. Aslında uzun süredir yazmayı da bırakmışım, şimdi fark ediyorum. Şimdi ise çok şey var yazmak istediğim… Kitap olacak kadar entrikalı bir hayatım yok belki. Ama gökyüzü kadar berrak bir zihnim ve tıpkı Alice gibi harikalar diyarına açılmak isteyen bir yanım var…


Hoşgeldim...

Luna🌙

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar